TÜRKIYE NIN TURISTIK DEGERI

Türkiyenin Turistik Değeri
 
Turizm, uluslararasında ekonomik, siyasal, kültürel tanışmayı sağlıyor; barışsever kaynaşmalara yol açıyor. Çağımızda büyük bir hızla gelişen taşıtlar, insanları birbirine yaklaştırıyor; bu durum dünya insanlarının karşılıklı tanışıp anlaşmalarında köklü bir etmen oluyor; dolayısıyla da turist çeken bir ülke zenginleşiyor.
Yurdumuz, tabiat ve tarih zenginliği ile turizm bakımından eşsiz bir hazinedir. Bir bölgeden öteki bölgeye değişen görünüş ve iklim ayrılıkları Türkiye’yi her mevsimde, her turistin faydalanabileceği ideal bir ülke yapmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesi Türkiye kadar uzun ve zengin bir tarihin mirasına sahip değildir. En eski uygarlıkların izleri, anıtları bizim topraklarımızdadır.
Batılı bir turizm uzmanı diyor ki: "Doğu ile Batı arasında bir köprü olan İstanbul, Boğaziçi, Büyükada, Yalova, Bursa, Uludağ, Bergama, Efes, İzmir, Antalya bir turist için o kadar çekicidir ki buraları, birer altın damarı haline getirebilir."
Bir başka batılı uzman da:"Yeryüzünde pek az memleket turist çekme bakımından Türkiye ile boy ölçüşebilir." diyor.
Bu değerli övgüler birer nezaket sözü değildir; gerçekten yurdumuz Akdeniz ikliminden Alpler iklimine kadar basamak basamak değişen tabiat nitelikleriyle, deniz kıyıları, yüce dağlar, ormanlar, göller, çağlayanlar, vb. güzellikleri yanında Türkiye’mizin en eski uygarlıkların anılarını da içine alır.
Hommer zamanındaki eski İyon şehirleri burada idi; Truva, burada bulunuyordu. Efes, Bergama ve öteki uygarlık merkezlerinin başlıca kalıntıları hala burada göze çarpmaktadır. Ünlü filozof Diyojen burada doğmuştur; İskender Batı Asya seferinde buradan geçmişti, Kördüğüm’ü kestiği yer buradadır. Sezar’ın "Geldim, gördüm, yendim" diye söz ettiği zafer, Anadolu içlerinde, Zile yakınlarında kazanılmıştı.
İlk Mısır sülaleleri zamanından bile eski olan uygarlık kalıntılarının meydana çıktığı Tarsus’ta Saint Paul doğmuş, Efeslilere hitabeden mektuplarını yazdığı gezilere buradan çıkmıştı.
Anadolu’nun yüzeyinde yayılmış bulunan dört bin yıllık Hitit uygarlığının eserleri, bir turist için akılları durduracak derecede ilgi çekicidir. Bizans, Selçuk ve Osmanlı uygarlıklarının sayılamayacak kadar çeşitli muhteşem anıtları, yurdumuzun her yerinde bütün canlılığı ile ayaktadır.Sözün kısası, Türkiye’miz bir turist cennetidir: Peri Bacaları, Pamukkale, Kuş Cenneti, Tortum, Abant, Antalya şelaleleri v.b. tabiat mucizeleri burada toplanmıştır.
Bunları turizm bakımından değerlendirmeyi bilmeli, turistlere karşı geleneksel konukseverliğimizi göstermeliyiz. Her turisti güleryüzle yolcu etmek, bizim için ulusal bir ödev olmalıdır. Çünkü yurdumuzdan kafası, gönlü dolu ve dinlenmiş olarak ayrılan her yabancı, bizi dünyaya iyi tanıtan gönüllü bir elçidir.

Yorum Yaz